ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran ile ticaret yapan ülkelere yönelik "yüzde 25 ek gümrük vergisi" kararı, Ankara'da kırmızı alarm verilmesine neden oldu. Hem enerji tedariki açısından İran'a bağımlılığı bulunan hem de en büyük ikinci ihracat pazarı ABD olan Türkiye, iki ateş arasında kaldı. Rakamlar, kararın uygulanması halinde Türk ekonomisinin otomotivden tekstile, finanstan enerjiye kadar geniş bir yelpazede ağır hasar alabileceği tablosunu ortaya koyuyor.
ABD yönetiminin Tahran üzerindeki baskıyı artırma stratejisi, Türkiye ekonomisini doğrudan tehdit eden bir boyuta ulaştı. Trump'ın "İran ile iş yapan herhangi bir ülkenin ABD ile yaptığı tüm ticarete yüzde 25 gümrük vergisi uygulanacağı" yönündeki açıklaması, Türkiye'nin dış ticaret dengelerini sarsabilir. 2018 yılında yaşanan Rahip Brunson krizindeki ekonomik dalgalanmaları hatırlatan bu tablo, Türk ihracatçısını ve finans sektörünü zorlu bir senaryoyla karşı karşıya bırakıyor.

ABD PAZARINDA REKABET GÜCÜ SIFIRLANABİLİR
Türkiye ile ABD arasındaki ticaret hacmi son yıllarda 20 milyar dolar seviyesini aşarken, ABD, Avrupa Birliği'nden sonra Türkiye'nin en büyük ikinci ihracat pazarı konumunda. Ancak Trump'ın açıkladığı yüzde 25'lik ek tarife, Türk ürünlerinin ABD pazarındaki fiyat avantajını bitirme riski taşıyor.
Özellikle şu sektörlerin "doğrudan" etkilenmesi bekleniyor:
ÇELİK VE METAL: 2018'deki benzer tarifeler sonrası ABD'ye çelik ihracatı yüzde 23 gerilemişti. Yeni vergi, Türk çeliğini ABD pazarından tamamen silebilir.
OTOMOTİV VE TEKSTİL: ABD'ye ihracatta aslan payını alan otomotiv yan sanayi ve hazır giyim sektörleri, yüzde 25'lik fiyat artışıyla Asyalı rakipleri karşısında pazar kaybedebilir.
SAVUNMA VE HAVACILIK: ABD'den ithal edilen kritik teknoloji ve motor parçalarının maliyetinin artması, Türk savunma sanayi projelerini yavaşlatabilir.
ENERJİ ARZINDA KRİTİK EŞİK: İRAN PETROLÜ VE DOĞALGAZI
Türkiye'nin İran ile ticareti, yaptırımlar nedeniyle 2012'deki 22 milyar dolar zirvesinden 2024'de 5,6 milyar dolara kadar gerilese de enerji sektörü için hayati önemini koruyor.
2017 yılında Türkiye'nin en büyük ham petrol tedarikçisi olan İran, ABD yaptırımları sonrası bu konumunu kaybetmişti. EPDK verilerine göre, 2018-2019 döneminde ABD yaptırımlarının devreye girmesiyle Türkiye, İran petrolü (mavi sütunlar) yerine Irak ve Rusya gibi alternatiflere yönelmek zorunda kaldı. Ancak Trump'ın yeni kararı, Türkiye'nin İran'dan doğalgaz veya sınırlı petrol alımını tamamen durdurmaması halinde, Türk enerji şirketlerini ABD finans sisteminden dışlanma riskiyle karşı karşıya bırakabilir. Bu durum, Türkiye'nin enerji faturasını kabartarak cari açığı olumsuz etkileyebilir.
FİNANS SEKTÖRÜ VE "İKİNCİL YAPTIRIM" KÂBUSU
Ekonomistlerin en büyük endişesi ise finans kanalları üzerinde yoğunlaşıyor. Geçmişte Halkbank davası örneğinde görüldüğü gibi, ABD'nin yaptırımlarını deldiği iddia edilen kurumlara yönelik cezai işlemler, Türk bankacılık sektörünün uluslararası piyasalardan borçlanmasını zorlaştırabilir.




















