CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP kurultayına ilişkin davada verdiği tartışmalı “mutlak butlan” kararının ardından ilk kez Halk TV yayınına katıldı. Kararla birlikte Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki isimlerin parti yönetimine getirildiği süreç hakkında konuşan Özel, CHP’ye yönelik müdahalenin yalnızca parti içi bir tartışma olmadığını, partinin iktidar alternatifi haline gelmesiyle bağlantılı olduğunu söyledi.
“BİZİM SUÇUMUZ AK PARTİ’Yİ 24 YIL SONRA YENMEK”
Özgür Özel, CHP’ye yönelik sürecin temel nedeninin partinin yerel seçimlerde elde ettiği başarı olduğunu savundu.
Özel, “Bizim suçumuz; Adalet ve Kalkınma Partisi’ni 24 yıl sonra yenmiş olmak. Birinci suçumuz bu. Ve kendi kendimize işlediğimiz suç da partiyi 47 yıl sonra birinci parti yapmış olmak” dedi.
CHP’nin değişim kurultayının ardından seçmenle kopan duygusal bağı yeniden kurduğunu söyleyen Özel, partinin seçim kampanyasında bilimsel yöntemler, anketler, ölçme-değerlendirme süreçleri ve profesyonel kampanya stratejileriyle hareket ettiğini anlattı.
“AK PARTİ’NİN HİÇ BEKLEMEDİĞİ BİR ŞEY YAPTIK”
CHP’nin yerel seçimlerde elde ettiği başarıya dikkat çeken Özel, “AK Parti’nin hiç beklemediği bir şey yaptık” dedi.
Özel, CHP’nin nüfusun yüzde 65’ine, ekonominin ise yüzde 85’ine hizmet edecek belediyeleri kazandığını belirterek, “Budur bizim esas işlediğimiz suç” ifadelerini kullandı.
Özel’e göre seçim sonucunu kabul edemeyen çevrelerle, CHP’deki değişimi hazmedemeyenlerin bir araya gelmesi sonucunda bugünkü tablo ortaya çıktı.
“GELECEĞİN İKTİDAR PARTİSİNE DARBE YAPILDI”
Mutlak butlan kararını “seçici darbe” olarak nitelendiren Özel, CHP’ye yönelik süreci 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’na yönelik yargı süreciyle birlikte değerlendirdi.
Özel, “Nasıl geçen sene 19 Mart günü geleceğin Cumhurbaşkanına darbe yapıldıysa, geleceğin iktidar partisine darbe yapıldı” dedi.
Kendi genel başkanlığının dört ayrı kurultayda alınan mazbatalarla tescil edildiğini vurgulayan Özel, mahkeme kararıyla 2020’de yapılan kurultayın esas alınarak Kılıçdaroğlu’nun yeniden görevlendirilmesini hukuk dışı bulduğunu söyledi.
“ABD VE İSRAİL’İN PLANINA UYUM GÖSTERMEYİ REDDETTİK”
Özgür Özel’in açıklamalarında en dikkat çeken bölüm ise ABD ve İsrail’e ilişkin sözleri oldu.
CHP’ye yönelik süreci yalnızca iç siyasetle açıklamadığını belirten Özel, partisinin bölgede planlanan düzene uyum gösterecek “makul aktör” rolünü kabul etmediğini söyledi.
Özel, “Benim suçum, ekibimizin suçu; seçim kazanmak, AK Parti’ye tehdit oluşturmak. Devamını söyleyeyim mi? Amerika’nın, İsrail’in bölgedeki planladığı düzene ve nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek. Onların tarif ettiği o düzenin içinde yer almayacağımızı söylemek” ifadelerini kullandı.
“TEK ADAM REJİMİ DEĞİŞMESİN DİYENLERLE BUTLANCILAR BİRLEŞTİ”
Özel, mutlak butlan sürecini “tek adam rejimi değişmesin” diyen çevrelerle, CHP içindeki değişimi kabullenemeyenlerin ortak hamlesi olarak değerlendirdi.
“Mutlak sultancılarla mutlak butlancılar bir araya geldi” diyen Özel, sürecin çok sayıda iftira ve yalancı tanıkla yürütüldüğünü savundu.
Özel, mahkeme kararının ceza davası beklenmeden verildiğini belirterek, bunun hukuk düzeni açısından büyük bir sorun olduğunu ifade etti.
KILIÇDAROĞLU YÖNETİMİNİN İLK HAMLESİ DİSİPLİN OLMUŞTU
Mutlak butlan kararı sonrası Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi parti yönetimine getirilmiş, yeni yönetimin ilk dikkat çeken adımı CHP’li 9 milletvekilini kesin ihraç talebiyle disipline sevk etmek olmuştu.
Söz konusu kararın parti tüzüğüne aykırı olduğu yönünde tartışmalar sürerken, Özgür Özel’e yakın 27 Parti Meclisi üyesi istifa etmiş ve tüzük gereği 45 gün içinde olağanüstü kurultaya gidilmesi gerektiğini savunmuştu.
“CHP DEĞİŞİRSE TÜRKİYE DEĞİŞİR DEDİK”
Özgür Özel, değişim kurultayında verdiği sözleri yerine getirdiklerini de belirtti.
Gençler, kadınlar, bilimsel yöntemler, dijital demokratik katılım, ön seçim, yeni tüzük ve yeni program başlıklarında attıkları adımları hatırlatan Özel, CHP’nin bu değişimle birlikte yeniden seçmenle bağ kurduğunu söyledi.
Özel, değişim sürecinin ardından CHP’nin birinci parti haline geldiğini, bugün yaşanan müdahalenin de bu başarının ardından geldiğini savundu.
“DELEGE SOKAĞIN SESİNİ DİNLEDİ”
Kurultay sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özel, delegelerin değişim talebini sokaktan, seçmenden ve toplumdan gelen baskıyla duyduğunu anlattı.
Kurultay salonunda “Delege sokağın sesini dinle” sloganının yayıldığını hatırlatan Özel, “O delege, Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir siyasi partinin genel başkanını seçimle değiştirebildi” dedi.
Özel, bu değişimin ardından CHP’nin yerel seçimlerde tarihi bir başarı elde ettiğini vurguladı.
"BUTLAN İKTİDARA DOKUNULMAZLIKLARI KALDIR MESAJI VERDİ"
Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin 9 CHP'li milletvekilini kesin ihraç talebiyle disipline sevk etmesindeki asıl amacın, milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmak olduğunu vurguladı.
Butlan yönetiminin CHP Sözcüsü Müslim Sarı'nın, kendisinin ihracına ilişkin değerlendirmenin daha sonra yapılacağına dair açıklamasıyla ilgili bir soruya da yanıt veren Özgür Özel, kendisine yönelik halk desteğinin atanmış yönetimin de farkında olduğunu, bu yüzden kendisiyle ilgili bir adım atılmadığını belirtti.
CHP Lideri'nin butlanın ihraç hamlesiyle ilgili değerlendirmesi şu şekilde:
"Bir kere şöyle bir şey var; toplumun gösterdiği dayanışmayı, sahiplenmeyi görüyorlar, onun toplumsal tepkisini şu anda göze alamamışlar. İnşallah bir süre sonra kendilerince toplum bizi sahiplenme noktasında onların beklediği gibi bir gevşeme olursa o zaman yapacaklar. Şimdi yapsalar hani toplumun bize verdiği desteğin zaten kendilerine de çok ciddi bir rahatsızlık yarattığı ortada onu yapıyorlar. Dünkü ihraçlar şundan dolayı; dünkü ihraçların iki yönü var: Bir tanesi bugün yapılacak Parti Meclisi'nden hemen önce Parti Meclisi'ndeki çoğunluğumuzu elimizden almaya çalışmak, birincisi bu.
Ama burada çok ayıplı bir durum var, affedemeyeceğim bir durum var o da şu; ihraçları anlatırken oradaki seçilmemiş sözcü, atanmış sözcü şöyle söylüyor: "Bu arkadaşlarımız" diyor dokuz kişi, "bunlar" diyor "yargının karşısına gidecekler, orada" diyor "yargılanacaklar, aklanırlarsa gelecekler." Ya düşünebiliyor musunuz siz ne zamandan beri kendi partinizin milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılacağını dilinizin altındaki bakla olarak söylüyorsunuz? Bu arkadaşlarımız milletvekili. AK Parti gelip bu arkadaşların dokunulmazlığını kaldırmayı göze alıp dillenemiyor çünkü partiye yapılanın açık bir siyasi saldırı altında olduğu ortada.
Ben şimdi herhangi bir dosyanın detayından girip size anlatsam, mesela Muhittin Böcek nasıl ifade vermiş, nasıl zorlanmış, ne yeminler etmiş, halen daha ne mesajlar yolluyor yanına avukatlar çağırıp... Ben ne kadar dikkatli bir üslup takip ediyorum Muhittin Böcek'e karşı çünkü o bizim ölmüş ferdimize iftira atmış durumda, daha büyüğünü yapamaz. Ama ben onun 21 tane hap içerken 105 gün boyunca entübe yatmış, çıkmış birisi olarak kendi kardeşi Şadi Bey'in cenazesini hep anlattığı kendi Şadi Bey'in eşine kadar benim gösterdiğim sevgiyi, saygıyı, sahiplenmeyi bilen biri olarak ben onun ne zorluklarla o iftiralara zorlandığını ve altının nasıl boş çıktığını ve buradakilerin nasıl çıldırdığını biliyorum.
Ama şimdi ya siz nasıl olur da, nasıl olur da yıllardır dünya kadar itirafçı gibi her bir tanesi şimdi teker teker teker dökülüyorlar, Ekrem Başkan'dan helallik istiyorlar, "savcı beni zorladı" diyorlar. Daha dün Pınar Türker'in itirafçı olması için ne zulümler gördüğünü ağlaya ağlaya izledi Türkiye. Siz böyle böyle ortaya çıkartılmış dosyaları sanki adil bir yargı varmış gibi görüp hem yargılanan arkadaşlarınız için arınma deyip onları partiden uzaklaştırmayı belediye başkanlarıyla ilgili düşünüyorlar.
Hem de ya milletvekili ki o milletvekillerinin her birisi bu partinin en popüler, en partiyi sırtında taşıyan arkadaşlarımızın arasındadır. Bu arkadaşlarımızı hem hukuksuz biçimde yani açıkça yazıyor Parti Meclisi milletvekilleri ancak ve ancak Parti Meclisi tarafından ihraç edilebilir. Parti Meclisi'nde çoğunlukları yok diye MYK'dan ihraç yapıyorlar. Yani mesela şey gibi bu yani... Öyle bir şey ki; mesela Adalet ve Kalkınma Partisi'nin mahkemede bolca yapıyorlar ama düşünün yani örneğin asliye hukuk mahkemesi ağır cezanın hakimini beğenmeyip "ben bu yargılamayı asliye ceza mahkemesinde yapacağım, ben beğenmedim burada yapacağım" demesi gibi bir iş.
Bir güvence var milletvekili için biri siyasi hesapla seni MYK'yı oluşturdu gücüyle atmasın, atamasın, en azından buna Parti Meclisi yani delegenin seçtiği Parti Meclisi karar versin denen bunu yapmayıp MYK'dan kendi kendilerine kendilerinden oluşturdukları MYK ile haksız hukuksuz şekilde hem atacaksın, bu kanun tanımazlığı yapacaksın yani olmayacak bir işe kalkışacaksın, hem de ondan sonra o arkadaşların şeyini söylerken yakında yargılanacaklar diyerek hükümete bu arkadaşların dokunulmazlığını kaldırın, biz de öyle istiyoruz mesajını vereceksin. Bu öyle böyle bir iş değil, bu öyle böyle bir iş birliği değil. Ve orada kim yapacak onu? Kim yapacak? Bu kadar dünya söz hukuksuzluğu yapan hakimlere, savcılara sen arkadaşlarını ittireceksin yargılansınlar diye yapacaksın. Belki onların da benzer zulümler görmesine, hapse atılmasına falan sebebiyet verecek bir şeyi açacaksın bir kapıyı, cehennemin kapaklarını kendi arkadaşların için sen açacaksın... Bir de utanmadan sıkılmadan çıkıp televizyonlara parti sözcüsü diye orada unvan kullanacaksın. Bir partinin sözcüsünün kim olacağına seçilmiş PM'si içinden MYK'sı seçilir, o MYK da Parti Meclisi'nde oylanır öyle karar verilir. Bugün mutlak butlan kararı parti tüzüğünü ortadan kaldırmamıştır. Parti tüzüğünde tedbir yoktur. MYK, PM'de güvenoyu almadan göreve başlayamaz. Bunu biz getirdik, bu demokratik çaba bizim taahhüdümüzdü değişimciler olarak. Ve ben bütün MYK'larımı PM'de onaylattıktan sonra göreve getirdim kendi taahhüdüm olarak. En son tüzüğe yazdık. Tüzük ayakta, tüzükte tedbir falan yok. Hukuksuz bir MYK oluşturmuş, hukuksuz bir şekilde çıkmış bir de utanmadan sıkılmadan rezalet bir şekilde kendi arkadaşlarını AK Parti yargısının kucağına atmanın teaser'ını veriyor veya toplumsal olarak böyle bir beklentiyi yaratacak ilk adımı atıyor. Yazıklar olsun, yazıklar olsun."
"HALK TV'NİN HEDEF GÖSTERİLMESİ KABUL EDİLEMEZ"
Mahkeme kararıyla göreve getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun Halk TV'yi hedef almasıyla ilgili soruya Özgür Özel, şöyle yanıt verdi:
"Halk TV tarihin doğru tarafında duruyor, demokrasinin tarafında duruyor. AK Parti ile birlikte girişilmiş olan bir darbeye sessiz kalmadı. Onun için Halk TV’ye... Ama yani Halk TV’ye bu kadar kötülük, geçmişte Halk TV’den bu kadar iyilik görmüş birisi tarafından böyle hedef gösterilmesi gerçekten kabul edilebilecek bir şey değil."




















