MEYRALEM Haber Sitesi

Sayfa Adresi : https://www.meyralemhaber.com/haber-detay/7568_deniz-goktas-tan-hucredeki-ilk-ayina-iliskin-mesaj

GÜNDEM

Tümü

Deniz Göktaş’tan hücredeki ilk ayına ilişkin mesaj: Kuyu tipi cezaevi eleştirisi

(26 Gün, 12 Saat önce) 167 İzlenme 0 Yorum
Komedyen Deniz Göktaş’ın X hesabından cezaevindeki ilk ayına ilişkin uzun bir mesaj yayımlandı. Hakkında kamuoyuna yansıyan bazı ifadeleri düzelten Göktaş, sağlık durumunun ve moralinin iyi olduğunu belirtti. “Kuyu tipi” olarak bilinen cezaevlerindeki güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyona dikkat çeken Göktaş, “Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem” dedi.

Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan komedyen Deniz Göktaş, Çorlu’daki Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda geçirdiği ilk aya ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

Göktaş’ın sosyal medya hesabından yayımlanan mesajda cezaevi koşulları, sağlık durumu, kendisine gönderilen mektup ve kitaplar ile dışarıdaki dayanışmaya ilişkin açıklamalar yer aldı.

Mesajına, yan hücresinden gelen bir şarkının sözlerini aktararak başlayan Göktaş, mizahi üslubunu cezaevindeki değerlendirmelerinde de sürdürdü.

“BİZİ UNUTMAYIN” DEDİĞİ İDDİASINI YALANLADI

Göktaş, ilk olarak kendisiyle görüştüğünü söyleyen bir avukat aracılığıyla kamuoyuna yayılan “Deniz bizi unutmayın dedi” ifadesini düzeltti.

Söz konusu avukatı tanımadığını ve kendisiyle görüşmediğini belirten Göktaş, böyle bir talebinin ya da duygusunun bulunmadığını ifade etti.

Kendisini sosyal medyada sık sık paylaşan arkadaşlarına da paylaşımların abartılmaması yönünde mesaj gönderdiğini anlatan Göktaş, romantik, talepkâr ya da arabesk ifadelerin kendisine ait olmadığının bilinmesini istedi.

“NEŞEMİZİ ÇALAMAZLAR” SÖZLERİNİ AÇIKLADI

Göktaş, tutuklandığını öğrendiğinde söylediği aktarılan “Neşemizi çalamazlar” sözünün de ironik bir tonla dile getirildiğini belirtti.

İfadenin sosyal medyaya ulaşana kadar ironik anlamını kaybettiğini söyleyen Göktaş, cezaevindeki ruh halinin olumlu anlamda “romantik, arabesk ve talepkâr” bir noktadan uzak olduğunu kaydetti.

“BİR AY BOYUNCA KÖTÜ HİSSETTİĞİM TEK BİR AN OLMADI”

Çorlu’da birinci ayını doldurduğunu belirten Göktaş, daha önce Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’da yaşadığını hatırlatarak Tekirdağ’ı da hayatında en fazla vakit geçirdiği şehirler arasına eklediğini esprili biçimde anlattı.

Sağlık durumu ve morali konusunda ise şu ifadeleri kullandı:

“Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı.”

 

Cezaevinin romantize edilebilecek bir yer olmadığının altını çizen Göktaş, mesajında “Cezaevine girmeyin, mecbur kalmadıkça” ifadesine yer verdi.

EN ÇOK KLAVYE VE BIYIK MAKASINI ÖZLEDİ

Göktaş, cezaevinde ailesinden, arkadaşlarından, iletişim ve seyahat özgürlüğünden, güneşten, sahneden ve sokakta yürümekten mahrum kaldığını anlattı.

Bu süreçte günlük hayatta önemini fark etmediği bazı eşyaların kendisi için değer kazandığını belirten Göktaş, özellikle klavye ve bıyık makasını özlediğini söyledi.

Kantinde bulunmamasına rağmen bıyık makası için dilekçe yazdığını anlatan Göktaş, bu dilekçesine cevap alamadığını ifade etti. Kendisine ziyarette bulunan Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş’ın ise bıyıklarını beğendiğini aktardı.

“İŞİNİZİ YAPMANIN KARŞILIĞI BUYSA EN HUZURLU UYKULAR BURADA UYUNUYOR”

Cezaevine girilmemesi gerektiğini tekrarlayan Göktaş, kişinin yaptığı işin karşılığı olarak cezaevinde bulunması halinde vicdani olarak rahat olabileceğini savundu:

“Cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor.”

 

Göktaş, ertesi gün yerine getirilmesi gereken bir işinin veya verilmiş bir sözünün bulunmamasını da cezaevi hayatının ironik yönlerinden biri olarak değerlendirdi.

“KUYU TİPİ CEZAEVLERİ DAHA YALNIZLAŞTIRAN BİR SİSTEM”

Kaldığı kurumun kamuoyunda “kuyu tipi” olarak adlandırılan cezaevlerinden biri olduğunu belirten Göktaş, bu yapıların fizyolojik ve psikolojik etkilerine dikkat çekti.

Kendi gözlemlerine göre güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı zararlara yol açmasının kaçınılmaz olduğunu savunan Göktaş, bazı mahpusların sayımlar dışında günler veya haftalar boyunca insan sesi duymadığını belirtti.

“Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.”

 

Göktaş, öğle saatlerinde yedi metre yüksekliğindeki duvarların bulunduğu avluda yüzüne güneş gelmesi için güneşin açısını takip etmek zorunda kaldığını anlattı.

HÜCRESİNİ GÜVERCİN VE ÇEKİRGELERLE PAYLAŞTIĞINI ANLATTI

Göktaş, cezaevi koşullarına uyum sağlamak için dışarıdaki yaşamında da zaman zaman uyguladığı “goblin modu”na geçtiğini söyledi.

Avluya giren bir güvercin ile büyük çekirgelerin yüksek duvarları aşamadığı için kendisiyle birlikte kaldığını anlatan Göktaş, bu hayvanların kendisini daha az yalnız hissettirdiğini belirtti.

Yaklaşık iki haftadır yanında olduğunu söylediği güvercine “Leo” adını verdiğini aktaran Göktaş, tanışma hikâyelerini de yazdığını açıkladı. Söz konusu öykünün çizer Uğur Gürsoy tarafından Uykusuz’un ağustos sayısı için çizildiğini belirtti.

MEKTUPLAR KOMODİNİN ÇEKMECELERİNİ DOLDURDU

Kendisine gönderilen kitap ve mektupların hücresindeki iki komodin çekmecesini doldurduğunu belirten Göktaş, mektupların tamamını okuduğunu söyledi.

Cezaevinde kalma süresinin uzaması halinde mektuplara cevap vereceğini ifade eden Göktaş, yakın arkadaşlarından neden cevap yazmadığına ilişkin sitemkâr mektuplar da aldığını anlattı.

 


YORUMLAR

Yorum Yaz
Bu habere daha önce yorum yapan olmadı.
Şimdi ilk yorumu sen yaz.!
ARŞİV
GAZETE MANŞETLERİ
KARİKATÜR KÖŞESİ
ANKETLER
Aydın Büyükşehir Belediyesinin Çalışmalarından Memnun musunuz?
Bu ankete toplam 24 kişi katıldı.