İngiltere'nin önde gelen yayın organlarından The Telegraph, Türkiye’de CHP yönetimi için verilen 'mutlak butlan' kararını ve muhalefete yönelik baskıları, bölgesel savaşlar ve küresel güç dengelerindeki değişimle birlikte ele alan kapsamlı bir analiz yayımladı. Gazete, CHP Genel Merkezi’ne yönelik polis müdahalesi, Özgür Özel’in mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırılması ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçici olarak parti yönetimine getirilmesi sürecini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın içeride muhalefeti zayıflatma stratejisinin parçası olarak değerlendirdi.
“POLİS CHP GENEL MERKEZİ’NE ZORLA GİRDİ”
Analizde, çevik kuvvet ekiplerinin CHP Genel Merkezi’nin kapılarını zorlayarak içeri girdiği, binada bulunan partilileri dağıtmak için biber gazı kullanıldığı ve o sırada Özgür Özel’in karara karşı Genel Merkez’de direniş gösterdiği aktarıldı.
Haberde, bu görüntülerin Türkiye’de sivil ve siyasi özgürlüklerin son kalıntılarının da baskı altında olduğu yönündeki kaygıları artırdığı belirtildi.
The Telegraph, CHP’deki krizin yalnızca parti içi bir tartışma değil, Türkiye’de muhalefetin kurumsal varlığı açısından kritik bir eşik olarak görüldüğünü yazdı.
“ERDOĞAN İÇİN UYGUN ULUSLARARASI ORTAM”
Gazetenin analizinde, ABD-İsrail savaşı ve İran’la gerilim nedeniyle dünyanın dikkatinin bölgeye çevrildiği, Erdoğan’ın da bu ortamı içeride muhalefete yönelik baskıyı artırmak için kullandığı yorumu yapıldı.
Washington merkezli Middle East Institute Türkiye Programı Direktörü Gönül Tol’un değerlendirmesine yer verilen analizde, mevcut uluslararası konjonktürün Erdoğan açısından “mükemmel bir ortam” yarattığı ifade edildi.
Tol’a göre jeopolitik şoklar, Erdoğan’ı Türkiye’de demokratik alanın geriye kalan kısmı üzerinde daha rahat hareket etmeye cesaretlendiriyor.
“İMAMOĞLU DAVASINA BATI’DAN GÜÇLÜ TEPKİ GELMEDİ”
The Telegraph, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasını ve hakkında açılan davaları da analizine dahil etti.
Haberde, İmamoğlu’nun Erdoğan’ın en önemli siyasi rakiplerinden biri olarak görüldüğü, hakkında hazırlanan binlerce sayfalık dosyada yolsuzluk ve suç örgütü yöneticiliği gibi suçlamaların yer aldığı belirtildi.
İmamoğlu’nun suçlamaları reddettiği hatırlatılan analizde, buna rağmen Batı’dan güçlü bir eleştiri gelmediği vurgulandı. Gazete, İngiltere’de iktidardaki İşçi Partisi’nin CHP ile ideolojik yakınlığına rağmen sürece ilişkin sesinin “kısık” kaldığı değerlendirmesinde bulundu.
“EKONOMİK SIKINTILAR ERDOĞAN’IN TABANINI ZORLUYOR”
Analizde, Erdoğan’ın yaklaşık çeyrek asırdır Türkiye siyasetinde iktidarını pekiştirdiği ancak son yıllarda ekonomik sorunların desteğini aşındırdığı belirtildi.
The Telegraph, 2023 seçimlerinden bu yana yüksek enflasyonun halk üzerindeki etkisine dikkat çekerek, ekonomik sıkıntıların iktidarı daha sıkı kontrol yöntemlerine yönelttiği yorumunu aktardı.
Amena Strategies uzmanı Yusuf Can’ın değerlendirmesine yer verilen haberde, Erdoğan yönetiminin geçmişteki kadar güçlü halk desteğine sahip olmadığını bildiği ve bu nedenle CHP’yi etkisizleştirmek için daha baskıcı yöntemlere başvurduğu savunuldu.
“CHP’Yİ ZAYIFLATMA STRATEJİSİ”
Gazete, CHP’ye yönelik mahkeme kararları, belediyelere dönük operasyonlar ve geriye dönük suçlamalarla yapılan tutuklamaları, muhalefeti yıpratma politikasının parçaları olarak yorumladı.
Analizde, Erdoğan’ın bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde muhalefeti zayıflatmayı hedeflediği, seçimin 2028’de yapılmasının beklendiği ancak erken seçim ihtimalinin de masada olabileceği belirtildi.
TÜRKİYE’NİN JEOPOLİTİK AĞIRLIĞI ARTIYOR
The Telegraph analizinde, Erdoğan’ın içeride otoriterleşme eleştirileriyle karşı karşıya kalırken dış politikada Türkiye’nin konumunu güçlendirdiği de vurgulandı.
Gazeteye göre Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, ABD’nin Donald Trump yönetiminde güvenilirliğine ilişkin soru işaretleri ve Ortadoğu’daki güvenlik boşluğu, Türkiye’yi birçok ülke açısından daha vazgeçilmez bir ortak haline getirdi.
Analizde, Avrupa ülkeleri, NATO müttefikleri, bölge ülkeleri ve Afrika’daki bazı aktörlerin Erdoğan’la çalışmak zorunda hissettiği değerlendirmesi yapıldı.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİNE ARTAN İLGİ
The Telegraph, Türkiye’nin savunma sanayii ihracatındaki yükselişine de dikkat çekti.
Haberde, Türkiye’nin NATO içinde ABD’den sonra en büyük orduya sahip olduğu, Erdoğan döneminde dünyanın 11. büyük silah ihracatçısı haline geldiği ve özellikle insansız hava araçlarıyla küresel pazarda öne çıktığı belirtildi.
Gazete, Irak’ın Türk hava savunma sistemleri satın almak için anlaşma imzaladığını, Endonezya’nın da Bayraktar Kızılelma insansız savaş uçağının ilk yabancı alıcılarından biri olacağını yazdı.
Portekiz’e yapılacak askeri destek gemisi ihracatının ise Türkiye’nin NATO ve AB üyesi bir ülkeye bu alandaki ilk ihracatı olduğu kaydedildi.
“ERDOĞAN ‘BANA GÜVENEBİLİRSİNİZ’ MESAJI VERİYOR”
Analizde, Türk savunma ürünlerinin farklı savaş alanlarında test edilmiş olmasının Erdoğan’a dış politikada önemli bir koz verdiği belirtildi.
Gönül Tol’a göre Erdoğan, bu tabloyu kullanarak bölge ülkelerine “bana güvenebilirsiniz” mesajı veriyor. Bu savunma anlaşmalarının hem Türkiye’ye ekonomik kaynak sağladığı hem de Erdoğan’ın içeride sorgulanan meşruiyetini güçlendirmesine yardımcı olduğu ifade edildi.
ENERJİ VE TİCARET MERKEZİ HEDEFİ
The Telegraph, Erdoğan’ın Türkiye’yi yalnızca savunma alanında değil, enerji ve ticaret koridorları bakımından da merkez ülke haline getirmek istediğini yazdı.
Analizde, Türkiye’nin kritik mineraller, boru hatları, deniz limanları ve enerji ticareti üzerinden küresel bağlantı noktası olma hedefi taşıdığı belirtildi.
Erdoğan’ın “Türkiye’nin hedefi seyirci kalmak değil, oyun kurucu olmaktır” mesajı da bu çerçevede değerlendirildi.
NATO ZİRVESİ ÖNCESİ ANKARA’NIN ELİ GÜÇLENDİ
Haberde, Türkiye’nin temmuz ayında NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağı hatırlatıldı.
The Telegraph, İran savaşı öncesinde Türkiye’nin NATO içinde en kırılgan ülkelerden biri olarak görüldüğünü, ancak bölgesel savaşın ardından Ankara’nın zirveye daha güçlü bir konumda gireceğini yazdı.
Gazeteye göre Erdoğan, NATO müttefikleri karşısında artık daha fazla pazarlık gücüne sahip.
“BATI DEMOKRATİK GERİLEMEYİ DAHA AZ ÖNEMSEYEBİLİR”
Analizin sonunda, Batılı ülkelerin Türkiye gibi ülkelerdeki demokratik gerilemeyi giderek daha az önemseyebileceği uyarısına yer verildi.
Gönül Tol, NATO’nun bir dönem “demokratik dünyanın savunma örgütü” olarak tanımlandığını ancak artık bu ifadenin eskisi kadar geçerli olmadığını belirtti.
Tol’a göre Batılı ülkeler, Türkiye’nin demokrasi karnesinden çok, drone üretip üretemediğine, güçlü bir savunma sanayii altyapısına sahip olup olmadığına ve stratejik ihtiyaçlara cevap verip veremediğine odaklanıyor.
Ancak Tol, otokratik liderlerle çalışmanın risklerine dikkat çekerek, bu liderlerin önceliğinin her zaman rejimlerini korumak olduğunu, iktidarları tehdit altına girdiğinde uluslararası anlaşmalara bağlı kalmayabileceklerini söyledi.
The Telegraph’ın analizinde, Türkiye’nin küresel ölçekte artan stratejik değerinin Erdoğan’a içerideki otoriterleşme sürecini daha az dış baskıyla yürütme imkânı verdiği değerlendirmesi öne çıktı.




















