Hat sanatının dünyaca tanınan isimlerinden Mehmet Özçay, 1986 yılında yazmaya başladığı ve 1991'in ilk aylarında tamamladığı Mushaf-ı Şerif'in el yazması aslını milletine armağan etti. Yüz binlerce nüshası basılan “Mushaf-ı Mehmet Özçay”, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı (TÜYEK) bünyesindeki Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığına bağışlandı.
Kâbe'de de yazısı bulunan hattatın bağışladığı eser, Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığına vakfedilen ilk yazma eser olma özelliğini taşıyor.

BAKAN ERSOY: BU EŞSİZ EMANETİ GELECEK KUŞAKLARA AKTARACAĞIZ
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bağışa ilişkin açıklamasında Mehmet Özçay'ın hat sanatına ve Türkiye'nin kültürel mirasına yaptığı katkıya dikkat çekti.
Özçay'ın yıllarca üzerinde çalıştığı eserini milletine armağan etmesinin büyük anlam taşıdığını belirten Ersoy, şu ifadeleri kullandı:
“Değerli üstadımızın bu anlamlı bağışı, sanatındaki ustalığın yanında gönül zenginliğinin ve kültürel mirasımızın geleceğine duyduğu sorumluluğun da kıymetli bir ifadesidir.”
Mushafın Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesinde korunacağını açıklayan Ersoy, eserin bilimsel yayınlarla tanıtılacağını ve gelecek kuşaklara aktarılacağını bildirdi.
Ersoy, “Hat sanatımıza ömrünü adayan, yıllarca emek verdiği eserini kurumumuza emanet eden Mehmet Özçay'a bu değerli bağışı ve çalışmalarımıza sunduğu katkılar için gönülden teşekkür ediyorum” dedi.
2025'TE VERDİĞİ SÖZÜ YERİNE GETİRDİ
Mehmet Özçay, 25 Şubat 2025'te açılan “Sultanların Mushafları” sergisinde, el yazması mushafını TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığına bağışlayacağını duyurmuştu.
Eser için özel bir mahfaza hazırlanmasının ve gerekli koruma çalışmalarının tamamlanmasının ardından bağış gerçekleştirildi.
Özçay, mushafın aslını TÜYEK'te düzenlenen teslim programında Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Coşkun Yılmaz'a teslim etti.
DÖRT BUÇUK YILDA TAMAMLADI, İLK YAZDIĞI BÖLÜMLERİ YENİDEN KALEME ALDI
Mehmet Özçay'ın mushafı yazma süreci, 1986 yılında bir yayınevinden aldığı teklifle başladı.
Sanat yaşamının ilk yıllarında kendisini böyle bir çalışma için henüz yeterli görmeyen Özçay, teklifi başlangıçta kabul etmedi. Ancak yayınevinin ısrarı üzerine çalışmalara başladı.
Dört buçuk yıl süren yoğun emeğin ardından mushafı 1991'in ilk aylarında tamamladı.
Çalışma boyunca nesih hattındaki ustalığını geliştiren Özçay, yazısındaki değişimi ve ilerlemeyi dikkate alarak eserin daha önce tamamladığı ilk altı buçuk cüzünü yeniden yazdı.
Böylece mushaf, yalnızca bir el yazması eser değil, hattatın sanatındaki gelişimin de izlerini taşıyan bir çalışma niteliği kazandı.
BASKI İÇİN ÖZEL YÖNTEMLE HAZIRLANDI
Mushafın hazırlanmasında dönemin baskı teknolojilerine uygun bir yöntem kullanıldı.
Özçay, sayfaları 35'e 50 santimetre boyutlarında, birbirinden bağımsız beyaz mat kuşe kâğıtlara yazdı. Bu yöntem, el yazması sayfaların baskıya aktarılmasını kolaylaştırdı.
Daha sonra yüz binlerce nüshası basılarak okurlara ulaştırılan eserin orijinal sayfaları, bağışla birlikte Türkiye'nin yazma eser koleksiyonuna kazandırıldı.
"MUSHAFIMI MİLLETİME ARMAĞAN EDİYORUM"
TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığının ilim heyeti üyesi de olan Mehmet Özçay, eserini kuruma vakfetmekten mutluluk duyduğunu belirtti.
Mushafını milletine armağan ettiğini ifade eden sanatçı, el yazması aslını Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesine emanet ettiğini söyledi.
Eserin tesliminde TÜYEK Yazma Mushaflar İlim Heyeti Başkanı Mehmet Emin Maşalı, hattat Hüsrev Subaşı, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Ahmet Sait Açıkgözoğlu, TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanı Necmeddin Gökkır ve TÜYEK Çeviri ve Yayın Dairesi Başkanı Necmeddin Azak da hazır bulundu.




















