Marmara Üniversitesi Nüfus ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü'nden Zübeyir Nişancı ve Hüseyin Sağlam’ın yönetiminde gerçekleştirilen "Türkiye Genel Sosyal Saha Araştırması" (TGSS) sonuçları açıklandı. Mayıs-Haziran 2024 tarihlerinde 2 bin 165 kişilik geniş bir örneklemle yapılan araştırma, Türkiye'nin dindarlık profilini, laiklik algısını ve kurumlara güvenini sayılarla ortaya koydu.
Son dönemde kamuoyunda sıkça tartışılan "ateizm ve deizm yükseliyor" argümanları, saha verileriyle örtüşmedi. Araştırmaya göre Türkiye’de Allah inancı yüzde 94 gibi oldukça kuvvetli bir orana sahipken; ateizm ve agnostisizm gibi eğilimlerin toplam yaygınlığı sadece yüzde 4 seviyesinde kaldı.

Kendisini "Çok dindarım" veya "Dindarım" olarak tanımlayanların oranı ise yüzde 67 oldu. Ancak araştırmanın en çarpıcı detaylarından biri demografik kırılımlarda ortaya çıktı: Eğitim seviyesi yükseldikçe ve kırsaldan kente doğru gidildikçe dindarlık oranında belirgin bir düşüş gözlemlendi.

KADINLAR VE YAŞLILAR DAHA DÜZENLİ NAMAZ KILIYOR
Dindarlığın en temel göstergelerinden biri olan namaz pratiğinde ise farklı bir tablo var. Katılımcılara beş vakit namaz kılma sıklığı sorulduğunda;
"Hiçbir zaman" veya "Nadiren" diyenlerin toplamı yüzde 36,
"Ara sıra" diyenler yüzde 24,
"Sık sık" veya "Her zaman" (düzenli kılanlar) diyenler ise yüzde 40 oldu.

Beş vakit namazı düzenli kılanların başında yüzde 49 ile kadınlar gelirken, yaş ilerledikçe namaz kılma oranının arttığı, gençlerde ise bu oranın düştüğü saptandı. Erkekler özelinde sorulan "Cuma namazı" pratiğinde ise düzenli kılanların (ayda 2-3 kez veya her hafta) oranı yüzde 76'ya fırlarken, kılmayanların oranı yüzde 24'te kaldı.

BAŞÖRTÜSÜ: HER İKİ KADINDAN BİRİ ÖRTÜNÜYOR
Uzun yıllar Türkiye'nin en büyük siyasi tartışma konularından biri olan başörtüsü de araştırmada yer aldı. Verilere göre Türkiye'de başını sık sık veya her zaman örten kadınların oranı yüzde 54 iken, hiç örtmeyenlerin oranı yüzde 44. Dindarlık algısında olduğu gibi, eğitim seviyesi yükseldikçe başörtüsü kullanım alışkanlığının da azaldığı görüldü.

LAİKLİĞE VE DİN-SİYASET AYRIMINA DESTEK
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, halkın laiklik ve siyaset kurumuna bakışında ortaya çıktı. Kutuplaşma tartışmalarına rağmen toplumun ezici bir çoğunluğu olan yüzde 84'ü "Laik bir ülkede din rahatlıkla yaşanabilir" yanıtını verdi.
Dinin siyasallaşmasına yönelik de çok güçlü bir itiraz var. Katılımcıların yüzde 82'si "Din ve siyaset ayrı tutulmalıdır" derken, yüzde 78'i "Dini liderlerin insanlara seçimde kime oy vereceğini söylemesine" şiddetle karşı çıkıyor.

DİYANET'E VE TARİKATLARA "GÜVEN KRİZİ"
Allah inancının ve bireysel dindarlığın yüksek olmasına karşın, halkın dini kurumlara ve otoritelere duyduğu güven adeta dip yapmış durumda. Ankete göre;
Cami İmamlarına Güven: "Hiç güvenmiyorum" ve "Güvenmiyorum" diyenler yüzde 40 iken, güvenenler sadece yüzde 32 seviyesinde kaldı.
Diyanet'e Güven: Diyanet İşleri Başkanlığı'na yönelik güvensizlik yüzde 58 gibi çok yüksek bir orana ulaştı.
Tarikatlara Güven: Dini cemaat ve tarikatlara duyulan güvensizlik ise yüzde 70 ile araştırmanın en yüksek güvensizlik oranı olarak kayıtlara geçti.
MUCİZELERE İNANIYORUZ, FALA İNANMIYORUZ
Araştırma, toplumun inanç dünyasının diğer boyutlarını ve batıl inançlarını da istatistiklere döktü. Geleneksel inançlara yüksek destek verilirken, fal ve burç gibi konular geride kaldı:
Ölümden sonra hayata inananlar: Yüzde 77
Dini mucizelere inananlar: Yüzde 75
Nazara inananlar: Yüzde 69
Büyüye inananlar: Yüzde 44
Burçlara inananlar: Yüzde 22 (Bu oran kadınlarda yüzde 31'e çıkıyor)
Fala inananlar: Yüzde 9
Araştırmanın tamamını buradan okuyabilirsiniz.




















